 Popüler müzik dünyamızın ‘anıt’ isimlerinden biri Safiye Ayla.
29 Ağustos 2008 Cuma 10:54
Popüler müzik dünyamızın ‘anıt’ isimlerinden biri Safiye Ayla. Cumhuriyet’in kuruluşu ile birlikte parlayan yıldızı hiç sönmemiş, aksine her geçen gün ile birlikte daha da parlamış güçlü bir ses, önemli bir yorumcu.
İstanbul’da dünyaya geliyor Safiye Ayla. İlk olarak Çağlayan’daki Yetimler Yurdu’nda şarkı söylemeye başlıyor; ardından da Şehzadebaşı’ndaki Darüttalim-i Musiki’de sahneye çıkıyor. Yesari Asım Ersoy’un “Sevda Yaratan Gözlerini Her Zaman Öpsem” şarkısını seslendirdikten hemen sonra da büyük bir popülerlik elde ediyor… Daha sonra da besteci (ve udi) Şerif Muhittin Targan ile evleniyor ve bu beraberlik, Ayla’nın müzik ile olan bağlarını iyice sağlamlaştırıyor, kopmaz-kopamaz bir hale getiriyor.
Babasını (Mısırlı Hicazizade Hafız Abdullah Bey) henüz dünyaya gözlerini açmadan kaybeden Ayla, ‘Saray görmüş’ olan annesini de çok küçük yaşlarda kaybeder ve belki de bu nedenle müziği yaşamının ana ekseni yapar. Yalnızlığını, kimsesizliğini şarkı söyleyerek telafi edeceğini çok erken yaşlarda kavramıştır ve bu nedenledir ki, yerleştirildiği Çağlayan Yetimler Yurdu’nun koridorlarını devamlı olarak sesi ile, söylediği şarkılar ile inletmektedir. O şarkı söylemeye, arkadaşları ve hocaları ise onu dinlemeye doyamamaktadır. Arkadaşlarına sık sık, “Musiki olmasa ne yapardım?” diye sorduğu söylenir; müzik, yaşamını türlü sıkıntılar içinde sürdürmeye çalışan gencecik bir kızı omuzlarına almış, huzura erdirmiştir.
Hem plak hem sahneyi birlikte ve layıkıyla sürdürebilen az sayıda isimden biridir Safiye Ayla. Stüdyolara girip taş plaklara kaydettiği şarkıları aynen, hatta bazen daha da yetkin bir biçimde sahnelerde ‘canlı’ olarak seslendirmektedir. Usulüne uygun, tertemiz bir biçimde söylediği şarkılar kendisini dinlemeye-seyretmeye gelmiş olanları kendinden geçirmektedir. Bu özelliği kısa bir zamanda yurdun dört bir yanına yayılacak ve işçisinden işverenine, memurundan üst seviyede yöneticisne kadar herkes Safiye Ayla hayranı olacaktır. Plakları kapışılacak, çalıştığı müzikholler tıklım tıklım dolacaktır.
Bazı şarkıları, diğer arkadaşları da seslendirmiş olmasına rağmen tamamen ve yalnızca kendisine ait kılan, en azından herkesin böyle bir fikre kapılmasını sağlayan müthiş bir yorumcuydu. “Çile Bülbülüm Çile”de, en şiddetli “Allah!” çığlığını hep o atagelmiştir; bu çığlığın cevabını dinleyicilerden en yakıcı bir biçimde alabilen de odur. Ayla’yı dinleyen yüzlerce, bazen binlerce insan, onun karşısında yekvücut olup dile getirmektedir tutkularını: “Allah!..”
“Yanık Ömer” de böyle tutkuyla, hasretle seslendirdiği şarkılarındandır. Bu şarkıyı seslendirdiği uzun yıllar boyunca, dinleyicilerinin tamamı Ayla’nın sesinin yanında hislerinin de gücüne hayran kalmış ve bir şarkının böylesine büyük bir aşkla seslendirilmesine her seferinde hayran kalmış, şapka çıkarmıştır. O her şeyin çok başka olduğu zamanların kahramanlarından “Yanık Ömer”, hak ettiği ‘ses’i bulmuş, hikayesi-macerası bu doğa üstü ses vasıtasıyla yurdun dört bir yanına nakledilmiştir.
“Atatürk’ün Sevdiği Şarkılar” albümü, bu çok kıymetli sanatçımıza yeniden kulak vermemizi sağlayacak. Hacı Arif Bey’den (Nigah-ı Mestine) Şevki Bey’e (Sen Bu Yerden), (Malatyalı) Fahri Kayahan’dan (Sabah Oldu) anonim türkü ve değişlere uzanan güçlü bir repertuara sahip bu albüm, popüler müzik tarihimizin ölümsüz isimlerinden biri olan Safiye Ayla’yı genç kuşaklara da tanıtma vazifesi görecek.
|