 Türkiye ekonomisinin, 2008 yılının birinci çeyreğinde yüzde 6,6’lık bir oran kaydederek, piyasalarda oluşan beklentilerin üzerinde büyüdüğü belirtildi.
19 Ağustos 2008 Salı 16:56
Türkiye ekonomisinin, 2008 yılının birinci çeyreğinde yüzde 6,6’lık bir oran kaydederek, piyasalarda oluşan beklentilerin üzerinde büyüdüğü belirtildi.
Bankacılık Düzenleme Denetleme Kurumu (BDDK), Mart 2008 verilerine dayalı olarak hazırlanan üç aylık Finansal Piyasalar Raporu’nun 9. sayısını yayımladı.
Raporda, uluslararası finansal piyasalarda yaşanan dalgalanmanın 2007 yılının son çeyreğinden itibaren derinleşerek devam etmesinin, küresel ekonomik aktiviteyi olumsuz etkilediği, bu çerçevede uluslararası kuruluşların, bu konuya ilişkin öngörülerini aşağıya doğru revize ettikleri kaydedildi.
Küresel aktivitede yavaşlama işaretlerine ek olarak, gelişmiş ülkelerdeki likidite sıkışıklığını gidermek üzere merkez bankalarının aldıkları tedbirlerin enflasyonist baskı yaratmaya başladığı yönünde belirtiler görüldüğü ifade edilen raporda, "Ayrıca, petrol fiyatlarında ve tarım/gıda fiyatlarında gözlenen keskin artışların küresel ölçekte tüketici fiyatlarına yansımaya başladığı" vurgulandı.
Raporda, şöyle denildi:
"Küresel ekonomik koşullardan beslenen arz şoklarının devam etmesi enflasyon riskini arttırmaktadır. Mali disiplin ve iç borçlanma performansında kaydedilen olumlu gelişmelerin aksine, cari açık ekonominin yapısal sorunu olarak gündemdeki yerini korumaktadır."
2008 yılının kalan kısmında başlıca risklerin, küresel dalgalanmaların kontrol edilip edilemeyeceği, yurt içindeki gelişmelerin yarattığı iktisadi belirsizlikler ve enflasyon tehlikesi hususları etrafında yoğunlaştığının gözlendiği belirtilen raporda, "Türkiye ekonomisinin genel eğilimleri kesimler ayrımında incelendiğinde; şirketler kesiminin gelecek görünümünün, 2007 sonu-2008 ilk çeyreği itibarıyla, 2005-2007 yılları arasında oluşan olumlu görünümden uzaklaşmaya başladığı" kaydedildi. Ancak, büyüme, kapasite kullanım ve ihracat alanlarında oluşan görece olumsuz sinyallerin, şirket demografisine ilişkin mevcut verilerde belirgin yansımalarının bulunmadığı belirtildi.
Raporda, şirketler kesiminin yabancı bankalardan borçlanma verileri, ihracat bilgileriyle bir arada değerlendirildiğinde, Türkiye’nin 2004 yılı sonrasında Arjantin, Brezilya, Hindistan ve Çin’e göre daha yüksek bir risk iştahıyla borç/ihracat oranını arttırdığının anlaşıldığı anlatıldı.
Özellikle 2005-2007 döneminde konut fiyat artışlarına yansıdığı düşünülen hızlı konut talebi genişlemesinin, konut kredileri kullanımında da farklı ivmelerle de olsa artışlara neden olduğu ve konut kredilerinin toplam tüketici kredileri içindeki oranının yükseldiği kaydedilen raporda, "Konut finansmanı amaçlı kredilerin hanehalkı borçluluk oranlarının artışına diğer kredi türlerinden daha yüksek katkı yaptığı, ancak 2007 sonu itibarıyla ihtiyaç kredilerinin büyüme hızının konut ve taşıt kredileri artış hızlarının üstüne çıktığı dikkat çeken bir başka husustur" denildi.
Mart 2008 itibarıyla, Merkez Bankası dahil Türk finans sektörünün aktif büyüklüğünün, genel ekonomik faaliyetlerle uyumlu bir büyüme eğilimi içerisinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 oranında artarak 844,6 milyar YTL seviyesine ulaştığı belirtilen raporda, aynı dönemde, milli gelire oran itibarıyla bakıldığında finans sektörünün toplam varlıklarının Gayri Safi Yurtiçi Hasılaya (GSYİH) oranının yüzde 95, bankaların aktiflerinin söz konusu büyüklüğe oranının ise yüzde 71,3 düzeyinde olduğunun gözlendiği bildirildi.
Yapısal göstergeler itibarıyla, bankacılık sektörünün, 2007 yılında olduğu gibi 2008 yılının ilk çeyreğinde de büyümeye devam ettiği, toplam şube sayısının 8 bin 378’e; personel sayısının 173 bin 75’e ve ATM sayısının 19 bin 500’e ulaştığı belirtildi.
Mart 2008 döneminde, bankacılık sektörü toplam aktiflerinin 634 milyar YTL olarak gerçekleştiği belirtilen raporda, toplam aktif içerisinde bir yandan kredilerin payı yükselirken diğer yandan menkul kıymetlerin payındaki azalmanın devam ettiği kaydedildi.
Rapora göre, 2008 yılı ilk çeyreğinde bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 2007 yılı son çeyreğine göre yüzde 12,2 oranında artarak 320,4 milyar YTL’ye ulaştı. Aktif kalitesinin ve bankaların risk yönetimine ilişkin performanslarının önemli bir göstergesi olarak değerlendirilen tahsili gecikmiş alacakların brüt kredilere oranında 2007 yılındaki düşüş eğilimi, 2008 yılının ilk çeyreğinde de sürdü ve olumlu seyir devam etti.
Mevduatın krediye dönüşüm oranı da 2008 yılının ilk çeyreğinde artmaya devam etti ve yaklaşık yüzde 82 seviyesine yükseldi.
Mart 2008 döneminde bireysel kredilerin türleri itibarıyla gelişiminde en hızlı artış konut kredilerinde yaşanırken, kredi kartları istikrarlı bir seyir izledi, taşıt kredilerinde ise 2005’ten itibaren nisbi düşüş yaşandı.
Bankacılık sektörü toplam özkaynakları, Mart 2008 döneminde Aralık 2007 dönemine göre yüzde 4,3 oranında artarak 80,8 milyar YTL oldu, buna karşın risk ağırlıklı varlıklar yüzde 15 oranında artışla 471 milyar YTL’ye yükseldi.
Mart 2008 döneminde Türk bankacılık sektörünün net dönem karı bir önceki döneme (Mart 2007) göre nominal bazda yüzde 14,4 artarak 3,9 milyar YTL’ye ulaştı. Uluslararası piyasalarda birçok bankanın zarar açıklamasına rağmen Türk bankacılık sektörünün karlılığını artırmasının olumlu bir gelişme olarak değerlendirildiği raporda, kardaki artışın kaynağının, kredilerden alınan faizin etkisiyle artan net faiz geliri olduğu kaydedildi.
Bankalarca kullandırılan büyük kredilerin (bir gerçek ya da tüzel kişiye veya bir risk grubuna öz kaynakların yüzde 10’u veya daha fazlası oranında kullandırılan krediler) ilk dilimi olan yüzde 10-20 arası kredilerinin miktarında artış yaşandı ve söz konusu krediler hem özkaynak hem de krediler içindeki payını artırdı. Aynı dönemde yüzde 20-25’i arası büyüklüğünde olan kredilerinin hem miktarında hem de kredi ve özkaynaklar içindeki paylarında düşüş yaşandı. Bu dönemde montan açısından 1 milyon YTL’den büyük kredilerin toplam içindeki payında göreli bir artış sonucu, söz konusu kredilerin toplam içindeki payı yüzde 43,2 oldu.
Banka grupları bazında günlük ve ikinci vade dilimine ilişkin yabancı para ve toplam likidite yeterlilik oranları da tüm banka gruplarında oranların bir önceki döneme göre azalma eğiliminde olmasına rağmen belirtilen alt sınırların üstünde gerçekleşti.
|