 Yapılan araştırmalar, kadınlar için günde bir duble, erkekler içinse günde iki duble alkol kullanımının yararlı etkiler gösterebileceğini ortaya koyuyor.
19 Ağustos 2008 Salı 09:58
Alkol giderek sosyal bir içecek haline geldi. Toplantıların çoğunda alkol tüketiliyor. Bir yandan da bakıldığında, yorgun ve gergin geçen bir günün sonunda, alınan bir kadeh içkinin rahatlatıcı keyiflendirici etkisi de yadsınamaz bir gerçektir. Uzmanların yaptığı araştırmalar, özellikle kırmızı şarabın kalp damar sistemi hastalıklarında koruyucu etkilerinden de bahsediyorlar.
Bütün bunlar giderek daha sık ve daha çok alkol tüketilmesine yol açıyor. Bir iki kadeh düzeyinde kalındığında hakkında olumlu konuşulan alkol, şişelerle konuşulmaya başlandığında felaket habercisi olabiliyor. Kazalar ve irade kusur nedeniyle oluşan suçları bir tarafa bıraksak bile, aşırıya kaçıldığında alkolün zararları yüksek. Karaciğer büyümesi, karaciğer iltihabına bağlı sarılık, alkole bağlı siroz, gastrit, ülser, sara krizi, kalp krizi, eklem iltihabı, osteoporoz, amfizem gibi hastalıklar, uzun süreli ve yüksek miktarlı alkol kullanımına bağlı olarak ortaya çıkan sağlık sorunlarından bazılarıdır.
Yapılan araştırmalar, kadınlar için günde bir duble, erkekler içinse günde iki duble alkol kullanımının yararlı etkiler gösterebileceğini ortaya koyuyor. Ortamlar açısından bakıldığında da bu ölçek aşılmadığı taktirde ’sosyal cila’ olarak da nitelendirilebiliyor. İnsanlar günün gerginliklerini atıp daha neşeli, daha konuşkan olabiliyor. Yaşlı kişiler için iştah açıcı, canlandırıcı ve sindirim faaliyetini düzenleyici olarak etki yaratabiliyor.
’Kararında içmek’ olarak nitelendirilebilecek bu dozlar, gerçekten, akla karanın sınırı gibidir. Aşıldığında zararlar birden bire ortaya çıkmaya başlıyor.
Kanserler de aşırı alkol kullanımı ile daha sık görülen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yemek borusu, mide, pankreas, karaciğer gibi sindirim sisteminin hemen tüm organlarının kanserleri kadar, kadınlarda meme kanseri de aşırı alkol tüketimi ile sık görülür hale geliyor.
Yaş ilerleyip alkol kullanılan yıllar uzadıkça karaciğerde yağlanma, iltihaplanma (hepatit) ve siroz gibi önemli olabilen sağlık sorunları daha sık görülebiliyor. Eğer alkol zamanında bırakılabilirse, bu hasarların çoğu geri dönüşümlü olabiliyor.
Beyin de alkolden zarar gren organların başında geliyor. Alkol beyin hücreleri arasında iletişimi sağlayan nörotransmitter adı verilen sistemleri etkiliyor. Uzmanların yaptığı araştırmaya göre alkolün beyinde yaptığı hasar, afyon, esrar ve kokain gibi uyuşturucu maddelerin yarattıklarından daha bile fazla olabiliyor. Uyuşturucular, beynin sadece bazı kısımlarını etkilerken, alkol bütün nörotransmitterleri etkiliyor. Hafıza zayıflığının ön planda olduğu algılama, ısı düzenleme, kas kuvvetini sağlama, düzenli uyku gibi fonksiyonlarda bozulmalar görülür. Beyinde körelme ve büzüşme, uzun süreli alkolün sonucunda gelişir.
Gebelikte alkol tüketilmesi de bebeğin sağlığı açısından çok tehlikelidir. Günde iki kadeh alkol alan annelerin bebeklerinin zekaları daha düşük olmaktadır. Uzmanlar gebelikte, az alkolün bile bebeğin sağlığı açısından sakıncalı olabileceğini düşünüyorlar. Maymunlarla yapılan deneyler, gebelik boyunca düşük dozlu alkol alınmasında bile bebeğin sinir sisteminde anormallikler görüldüğünü, farelerle yapılan deneylerde beyin gelişmelerinde bozukluk olduğu belirlenmiş.
Bu kadar yaygın olarak tüketilen alkolün sınırlarını çok iyi kontrol etmekten başka çare yok gibi.
|