UNUTMA BENİ TANITIMI

#UnutmaBeni

Pazartesi 15.00 Yeni Bölüm

OYUNCULAR

Ali Yücedağ
Osman Karakoç
İlkay’ın ebedi aşkıdır. Bütün çabalarına rağmen İlkay’ın kendini ve kızını terk ettiğini düşünerek, kendini en kötü hissettiği bir zamanda Esra ile evlenen Ali kızı Zeynep’i de alarak Esra ile yurt dışına gitmeyi düşünmektedir. Ama pişman olacak, aşkından kurtulamayacak ve sonunda İlkay’a dönecektir.
İlkay Yücedağ
Didem Özkavukçu
Tüm yaşamı boyunca yalnızca Ali’yi sevmiştir. Geçirdiği bir kaza sonrası sakat kalmış, kızına ve Ali’ye yük olmamak için yaşadığı yerden uzaklaşmıştır. Sonunda ameliyat olup, iyileşip geri döndüğü zaman ise Ali’nin Esra ile evlendiğini öğrenmiştir. Başta dirense de sonunda İlkay Ali’yi kaybettiğini anlar. Kızını bırakmamak için girdiği yolda cezaevine düşmeyi de göze alan İlkay, cezaevinde tanıştığı bir kadınla arkadaş olacak ve dışarı çıktığında hayatı bambaşka, gizemli ve beklenmedik olaylarla dolu bir yola girecektir.
Özlem Akçay
Şerife Ünsal
Şehmuz ve Emel’in kızı. Üniversiteyi yurt dışında okumuştur ve babasının şirketinde idarecilik yapmaktadır. Lise yıllarında Şeker’in oğlu Mustafa ile birbirlerine deli gibi aşık olmuşlardır. Hem yaşları hem de Mustafa’nın karakteri ve her iki ailede “adam olmayacağı” yönündeki önyargılar yüzünden hep engellenmişler ama birbirlerinden vazgeçmemişlerdir. Şehmuz Özlem’i Mustafa’dan “kurtarmak” için yurt dışına bir akrabalarının yanına göndermeye karar vermiş, bu Mustafa’yı iyice çileden çıkarmış ve sonunda Özlem’i kaçırmıştır. Mustafa’nın babası Abbas onları yakalatmış, oğlunu polise vermekle tehdit etmiştir. Bu olay baba-oğul arasındaki ilişkilerinin iyice kopmasına neden olmuştur. Mustafa her şeyi yakıp yıkacak kadar Özlem’i istemektedir ve Abbas’ın ölümü de tam o zamanlarda olmuştur. Mustafa hapse düştükten sonra Özlem adeta aklını kaybetmiş, birkaç kere intihara yeltenmiş ama her defasında kurtarılmıştır. Psikolojisi tamamen çökmüş olan Özlem aylarca kliniklerde tedavide kalmıştır. Mustafa’nın (Özlem’i bu durumdan kurtarmak için) “biz kız için değmezmiş, pişmanım…” vb. yazdığı mektubundan sonra bile iflah olmamış, olaydan bir yıl kadar sonra yurt dışına gönderilmiştir ama tedavisi orada da devam etmiştir. Kısacası Özlem en güzel yıllarını bu tedaviyle, acı içinde geçirmiştir ve Mustafa’dan sonra gençliğini yaşamamıştır hiç. İşi konusunda heveslidir ama asla işkolik ve hırslı değildir. İşini en iyi biçimde yapmaya çalışır, kendini işine vermiştir çünkü hayata biraz da bu yüzden katlanabilmiştir. Anne ve babasıyla ilişkileri şu an normaldir ama içinde bir yerde o günlere dair yaralar hala vardır. Geçmişteki olaylar yüzünden kendisini çok fazla bir yere ait hissetmiyor, haliyle ana-babasına da ait değil. Özlem kendisini yalnız hissetse de suratı asık, içe kapanık birisi değildir. Çok samimi bir hali vardır ve gülümsemeyi hiç ihmal etmez çünkü şu anki hayatından çok memnun, mutlu olmasa da bir şekilde geçmişte yaşadığı zorlukların üstesinden gelmeyi başarmıştır. Asla şımarık değildir. Zengindir ama giyiminde kuşamında, yaşam tarzında zenginliğini gösteren hiçbir şey yoktur. Varlıklı olmayı diğer insanlara karşı bir üstünlük nedeni olarak görmez, alçak gönüllüdür. Babası Şehmuz işlerini son on onbeş yılda büyüttüğü için çocukluğunda yoksulluk çektiği zamanlar da çok olmuştur, yüzden vardan yoktan anlar. Zevkli giyinir, iş yerinde döpiyes vb. ile görmeyiz hiç, iş dışındaki tarzıyla görürüz. Kendisine dikkat eder, bakımlıdır. Derinlerde yaraları olan çok duygusal çok hassas bir kızdır. Üzüldüğü zaman gözleri hemen dolar. Paraya pula hiç önem vermez, vefa dostluk sevgi vicdan gibi değerleri en yükseklerde tutar. Terbiyeli, saygılı, ağırbaşlıdır. Bir arkadaşının ağabeyi ile sözlüdür ama ona aşık değildir. Çocukları çok sevmekle birlikte kendi yaşadıklarının etkisiyle, bakamayacağı yahut onu kaybedeceği korkusu yüzünden çocuk yapmayı düşünmemektedir. İlk gençliği Mustafa İlkay ve Şerif’le geçmiştir. Birbirlerini çok sevmişlerdir. Ama olaydan sonra kendisi yurt dışına gitmiş, İlkay başka şehre üniversiteye gitmiş, Şerif de hapse girmiştir. İlkay ve Şerif Özlem’in ailesinden onun bir daha dönmeyeceğini duymuşlardır hep. O yüzden zaman içinde birbirlerinden kopmuşlardır. Kendi halinde yaşayan Özlem’in hayatı Mustafa ile karşılaştıktan sonra alt üst olacak, ilk gençliğindeki duyguları tekrar alevlenecektir.
Mustafa Karaman
Furkan Engin
32 yaşında. Şeker’in oğludur. (Ama sezon sonuna kadar seyirci bunu bilmeyecektir) (Şeker amcasının üvey oğlu Abbas’la evlendiği için soy isimleri Hikmet’le aynıdır) Çok hareketli, büyüklerin “yaramaz” dedikleri cinsten aktif bir çocukluk dönemi olmuştur. Bu özelliği okul yıllarında da devam etmiş, biraz da öğretmenlerin onunla ilgilenmeyi ve umutlarını kesmesi yüzünden okulla arası hep açık olmuştur. Gözü hep sokakta macerada geçen Mustafa ilköğretim yıllarından beri defalarca okuldan kaçmış, kavgacı kişiliği yüzünden bir çok disiplin cezası almış, lise yıllarında ise bir çok okuldan tasdikname ile uzaklaştırılmış, tahsil hayatına çok kısa sürelerle değişik okullarda devam edebilmiştir. Son okuduğu liseden de kendi ifadesiyle ‘kendisine vurmak isteyen’ okul müdürüne kafa attığı için uzaklaştırılmıştır. Başlangıçta ailesine sevimli gelen bu haller okul yıllarında problem olmaya başlamıştır. Şeker’in ve Abbas’ın (Şeker’in kocası) uyarıları fayda etmemiş, Abbas bir süre sonra oğluna dayak atmaya bile başlamıştır. Şeker uzun zaman arada kalmış, oğlundan hiç vazgeçmek istememiştir ama uyarıları tatlı dille anlatmaları, iyi niyetli bütün çabaları sonuç vermemiş, o da Mustafa’nın gençlik yıllarında iyice çileden çıkmıştır. Çünkü her gün Mustafa’yla ilgili okuldan kaçma, kavga, yaralama, dayak vb. bir haberle yada başka ailelerin, okul idarecilerinin ve çevrede bir çok kişinin şikayetleriyle karşılaşmaları olağan hale gelmiştir. Şeker de sonunda oğlundan umudu kesmiştir. Mustafa’nın babasının iş ortağı Şehmuz’un kızına (Özlem’e) aşık olması ve bunun ortaya çıkması bardağı taşıran son damla olmuş, Şeker ve Abbas adam olmayacağını düşündükleri oğullarının Özlem’in hayatını da mahvedeceğini, Şehmuz Beylerle ilişkilerinin bozulacağını da düşünerek var güçleriyle Mustafa’ya engel olmaya çalışmışlar ve Mustafa’nın ailesi ile arası iyice açılmıştır. Özellikle Abbas bu dönemde oğluna çok büyük tepki göstermiş, baba-oğul neredeyse kanlı bıçaklı hale gelmişlerdir. Mustafa Özlem’i kaçırmış, Abbas onları yakalatmıştır. Mustafa’nın Özlem için kendi anası babası da dahil bütün herkesi silecek hatta öldürebilecek kadar gözünün döndüğü bu günlerde babası ölü bulunmuş ve suç onun üzerine kalmıştır; Şeker de (tamamen haklı olarak, gördükleri ve yaşadıklarına uygun olarak) oğlunun aleyhine tanıklık yapmış ve Mustafa’nın baba katili olarak ceza almasında rol oynamıştır. Şeker bu olaydan sonra baba katili bildiği oğlunu tamamen silmiştir. İlk zamanlarda adını duyduğu anda bile fenalıklar, krizler geçirmiş, zaman içinde “Mustafa” adı evde tabu haline gelmiş, hiç konuşulmamış, Mustafa yok gibi davranılmış, öyle yaşanmıştır. Hikmet de Şeker’le aynı düşüncededir ve Mustafa’yı hiç anmaz. Ama Şerif ve İlkay bütün çocukluklarını gençliklerini geçirdikleri Mustafa’ya inanmaktadırlar ve hala aynı biçimde sevmektedirler. Mustafa ile ilişkileri hapiste de devam etmiş, ziyareti yardımı hiç eksik etmemişlerdir. Özellikle Şerif. Ama ailelerinin tepkilerini bildikleri için bu ilgilerini babalarından da herkesten de saklamışlardır. Mustafa da Şerif ve İlkay’ı çok sever. Hem kuzenler hem de çok yakın arkadaştırlar. Dayısı Hikmet’e özel bir kini yoktur ama annesi Şeker’i o da kendi hayatından silmiştir, ve Şeker’den nefret etmektedir. Mustafa ilk ve tek aşkı Özlem’in kendisi hapse düştükten sonra yaşadıklarını Şerif vasıtasıyla öğrenmiş, sevdiğine kıyamadığı, onun hayatının da mahvolmaması için Özlem’e pişmanlığını dile getiren bir mektup yazarak Özlem’i kendisinden soğutmaya çalışmıştır. Kendisi de unutmaya çalışsa, kendisine itiraf edemese de aşkı kemiklerine kadar işlemiştir. Mustafa 13 yıldır hapistedir. İçerideyken kendisinden beklenmeyecek şekilde biraz da zaman bolluğundan- liseyi ve Açıköğretim “Tarih” bölümünü bitirmiştir. Bunda “beni adam yerine koyan tek öğretmenim” dediği lisedeki tarih öğretmenine duyduğu sevgi bağı da etkili olmuştur. Hapishanedeki marangozluk-mobilyacılık atölye çalışmalarına katılmış ve o yönde meslek sahibi olmuştur. Gençliğinde boksla ilgilenmiş, hapishanede de şartlar elverdiği ölçüde devam etmiştir. Bütün çocukluğu ve gençliği kavgayla geçen Mustafa bileğine çok güvenir, gerektiğinde 10 kişinin üstüne tek başına saldırabilir, kolay kolay dayak yemez, kendisiyle kavgaya tutuşan herkesi pişman ettirecek kadar bu işlerden anlamaktadır. Kuvvetli olduğu kadar yüreklidir de. Çok gözü karadır, önünü sonunu düşünmeden değer verdiği insanlar için gözü kapalı ölüme gider. Aklından çok duyguları ile hareket eder, çabuk sinirlenir, çabuk duygulanır. Öfkelendiği zaman sağı-solu belli olmaz, hiç kimseyi takmaz. Şerif ona ağabeylik etse de Şerif’in de çekindiği, alttan aldığı, suyuna gitmek durumunda kaldığı tarafları çoktur. Mustafa ister iş, ister özel hayat, ister aile akrabalık vb. ilişkiler olsun kimseyle hiyerarşik bir ilişkiye girmez, tahakküm altına alınamaz, tamamen başına buyruktur. Ama bu büyüklere saygısızlık vb. nedenlerle değil, asi/otorite kabul etmez kişiliğinden kaynaklanmaktadır. Rahat giyinmeyi sever, ceket kravat gibi kıyafetleri çok çok özel durumlar olmadığı sürece giymez. Artistik cıvıl cıvıl bir tarzı yoktur, gösterişli değil, sade ama zevkli giyinir. Maceracı tarafları hapiste biraz törpülenmiştir. Bir iş kurup çalışmayı hayatına bir yerden devam etmeyi düşünmektedir. Ukala değildir, kimseyi küçümsemez. Haksızlığa, adaletsizliğe dayanamaz. Bileğine çok güvenmesine rağmen herkese karşı saygılı, anlayışlıdır, kendisine ve sevdiklerine karşı bir tehdit hissetmediği sürece kolay kolay kavgaya girmez. Sokak serserisi gibi değildir, ailesiyle arası kötü olsa da büyükleri sayan, yol yordam bilen, ağırbaşlı efendi bir hali vardır. Hapisten çıktıktan sonra biraz durgun görünse de insanlarla çabuk ilişki kurabilen sosyal bir insandır. İnsanların yardımına koşmayı sever, kendisine bir adım atana koşarak gider. Vefalıdır, yapılan iyilikleri unutmaz. Ama bununla birlikte kendisine yapılan kötülükleri de unutmaz, inatçı ve kincidir.
Hikmet
Kurtuluş Şakirağaoğlu
Hikmet İlkay, Şerif ve Çiğdem’in babasıdır. Hikmet yıllar önce kızı İlkay’ın hayatını kurtarmak için yeni doğan bebeği Çiğdem’i para karşılığında birine vermek zorunda kalmıştır. Eşi Güler Çiğdem’i bulmak için yollara düşmüş, bir daha eve dönmemiştir. Yıllar sonra hem Çiğdem hem de Güler ortaya çıkar. Çiğdem’in ailesine düşmanlığı epey sürmüş ama sonunda her şey tatlıya bağlanmıştır.Hikmet çok vicdan azabı çekmiş, Güler’den sonra da hiç evlenmemiş, kendini ailesine adamıştır
Emine Çınaroğlu
Berivan Özyiğit
Hayatı boyunca yalnızca Şerif’i sevmiş ama hala kavuşabilmiş değildir. Şerif’ten ayrı olduğu bir sırada, kendini kurtaran Kenan’ın hayatına girmiş ve kendisiyle birlikte Kenan’ın hayatını da değiştirmiştir. Kenan’ı önceleri dostça sevmiş ama sonrasında kağıt üzerindeki evlilikleri tecavüz, cinayet ve şantajlarla örülü bir işkence hayatına dönüşmüştür. Sonunda Kenan’dan kurtulmuş ama Şerif’i kaybetmiştir. Şerif’ten olan ve öldüğünü sandığı bebeğinin acısıyla yaşamakta, kendi çocuğu olduğunu bilmediği Derya’yla ve Şerif’e kavuşacağı günlerin umuduyla avunmaktadır.
Şerif Karaman
Olcay Kavuzlu
İlkay’ın ağabeyidir. Kendisini çok seven Emine’nin kıymetini zamanında bilememiş, onu kaybettikten sonra aşık olduğunu anlamıştır. Kenan’ın kendisini öldürmek için tezgahladığı bir komplo sonrasında hayatına girdiği Ceylan’la evlenmiştir ama hala Emine’ye deli gibi aşıktır. Ebedi düşmanı Kenan’ın Menekşe’yi öldürdüğünü, kendini de öldürmek istediğini düşünmekte ama kanıtlayamamaktadır.Şu anda bir konsomatristin bebeği olduğunu sandığı Derya'yı ve sözde annesini koruyup kollamaktadır. Ama Derya’nın, Emine ile kendisinin öldüğünü sandıkları öz be öz çocuğu olduğundan ve kendilerine bebeklerinin ölüm acısını yaşatan kişinin de eşi Ceylan olduğundan haberdar değildir.
Şeker Hala
Füsun Günuğur
Şeker Hikmet’le yaşamaktadır ve kendini yeğenlerine adayıp onlara annelik etmiştir. Özellikle Şerif ve İlkay onu anneleri gibi sevmekte ve saymaktadırlar.Özellikle Güler gittikten sonra, çocukların gerçek annesinden daha çok emek vermiştir onlara. Şimdi hayattaki tek gayesi de onların mutluluğunu görmektir.
Abbas Karaman
Koray Ergün
Şeker’in kocası, Şeker yaşlarındadır. Sezonun başlarında (Buse dışında) herkes tarafından ölü bilinmektedir. Geçmişte işyerinde Şehmuz’a kazık atmaya kalkmış, Şehmuz tarafından yakalanmış ve engellenmiş, Şehmuz bu açığını Mustafa’yı Özlem’den uzak tutmak için de kullanmıştır. Buse’nin annesi Nilüfer’e tecavüz etmiş, Buse bu travmayı yaşamış, Buse’nin babası bu olay sonrasında intihar etmiştir. Abbas, Şehmuz’un karısı Emel’e bile tacizde bulunmuş, bu bardağı taşıran son damla olmuş ve Şehmuz onu bıçaklamıştır. Suç Mustafa’nın üstüne kalmış, Şehmuz başına bela olan iki insandan da kurtulmuştur. Ama Abbas hastanede ölmüş bir adamın yerine geçerek kaçmayı başarmış, herkes Abbas’ı öldü sanmıştır. Abbas kaçtığında Buse yakasına yapışmış, onu eve hapsetmiştir. Evinin altını zindan haline getirmiş ve Abbas’ı orada ölünceye kadar mahkum etmeye yemin etmiştir. Abbas 13 yıldır bu zindanda yaşamaktadır. Abbas, klasik bir baba gibi nasihat, dayak vb. her yolu denemiş, ne ergenliğinde ne gençliğinde Mustafa’yı zapt edememiştir. Özellikle Mustafa’nın dışarıda son günlerinde araları her konuda epey açıktır. Abbas, Mustafa-Özlem ilişkisine çok sert karşı çıkmıştır. Özlem’i kaçırdığında Mustafa’yı polise ihbar edip yakalatmaya kadar vardırmıştır işi. Mustafa’nın babasına en tepkili, en deli zamanlarında Abbas bıçaklanmış ve suç Mustafa’nın üstüne kalmıştır. Abbas’ın (geçmişteki) para işlerindeki üç kağıtçılığı, uçkurunun gevşekliği, kötü huyları ailede bilinmez. Hep iyi halleriyle hatırlanır. Pisliklerini en çok Şehmuz bilmektedir. Ama Şehmuz da Abbas’ı öldürdüğü için ve suç Mustafa’ya kaldığı için bu işleri deşmemiş, kendi cinayetini de saklamak için hiç açığa vurmamıştır. Sert karakterli, kafasına taktığını yapan, kinci bir adamdır. Şeker’le evliliği bir akraba evliliğidir ve büyüklerin zorlamasıyla olmuştur biraz. Şeker onu sevmiş, saymış ve hep bağlı kalmıştır. Ama Abbas Şeker’e bağlı olmamış, evliliğini normal bir eş, baba gibi sürdürmüş, gerçek karakterini ise dışarıda yaşamıştır. Bunu da herkesten gizlemeyi başarmıştır. 13 yıllık hücre hapsinden sonra Abbas’ın üzüldüğü pişman olduğu konular vardır elbette. Ama bu karakter değişimi biçiminde değil, yaşadığı zulüm yüzündendir daha çok. Kaçma şansının hiç olmadığı hücrede akli melekeleri epey bozulmuştur. Tek ilişkide olduğu kişi, baş düşmanı Buse’dir. Ondan nefret eder, öldürmek ister ama hiç başaramayacaktır. Ona bazen nefretle kızar, bazen ağlar, bazen dertleşir, bazen yumuşak davranır, bazen düşmanca aklını karıştırmak ister, bazen dostça tavsiyeler verir. Can düşmanı da olsa Buse onun bir anlamda can yoldaşıdır.
Nilüfer
Ebru Vardal
use’nin annesi, 45 yaşlarında, bakımlı hoş bir kadındır. 25 yıl kadar önce Şehmuz’la ilişkisi vardır. Ama Şehmuz Emel’le evlenmiş ve onu bırakmıştır. Nilüfer bu sırada hamiledir ama Şehmuz’un haberi yoktur. Nilüfer de, atölyede çalışan kendi halinde bir adam olan ustabaşı ile evlenir. Hamileliğini ondan gizler ve Şehmuz’un kızı Buse ustabaşının evinde doğar, o ailenin kızı olarak büyür. Dizi başladığında Buse’nin aslında Şehmuz’un kızı olduğunu sadece Nilüfer bilmektedir. Şehmuz’un gazabından korktuğu için de hamileliğinden beri söyleyememiştir ona. Nilüfer güzel bir kadın olduğu için hep erkeklerin ilgisini çekmiştir ama çok yoksul bir çevrede yaşamış ve hayatı bu çevre ile sınırlı kalmıştır. Evliyken bile tekliflerle, tacizlerle karşılaşmıştır hep. Abbas da bunlardan biridir. Abbas sonunda Nilüfer’e tecavüz etmiş, Buse şahit olmuş, ustabaşı bu olaylar sonunda intihar etmiştir. Nilüfer ustabaşı ile evliyken Şehmuz’la eski ilişkisi kesilmiştir. Şehmuz, Abbas’ı bıçakladığı zaman, olayın tek görgü tanığı Nilüfer’dir. Kendisinin Abbas’a nefreti yüzünden bunu gizlemiştir. Bunun karşılığında da Şehmuz’dan her türlü yardımı almıştır. O zamandan beri hem kendinin hem kızının kaldıkları evin kirası Şehmuz tarafından ödenmektedir. Şehmuz Nilüfer’e bir emlak bürosu da açmıştır. Zaman içinde eski ilişkileri tazelenmiştir. Şehmuz’la ilişkisini gizli yaşar ve çok sık görüşmezler. Geçmişini unutmayı başarmış bir kadındır. Kızıyla zıt yapıdadır. Zaman içinde maddi sıkıntıları da ortadan kalkınca hayatı daha çok sevmeye başlamıştır. Konuşkan, insan ilişkileri iyi, gezmeyi tozmayı eğlenmeyi seven bir kadındır. Gençken zengin bir koca bulup en başından paçayı kurtarmadığına hala hayıflanmaktadır. Kızını sever, Buse’nin içine/eve kapanık hayatından hoşnut değildir ama Buse’yi o hayattan da kurtaramamıştır.
Ayşegül
Deniz Yalçın
25 yaşlarında çok güzel bir kızdır. Melek’in gerçek kızıdır. 2 – 2,5 yaşında evinin önünden ağabeyi Metin’le birlikte kaçırılmış, ağabeyiyle de yolları orada ayrılmış, hemen bir aileye parayla satılmıştır. Yeni bir kimlikle bu ailenin kızı olarak yaşamaya başlamış, kimliği değiştiği için de Melek tarafından 25 yıl aranmasına rağmen bulunamamıştır. Melek ve o ilk evi ile ilgili hatıraları yoktur, hayal meyal birkaç şey hatırlar ama kaçırıldığını bile zaman içinde unutmuştur. Annesinin boynuna taktığı kolyeden başka Melek’le hiç bir bağlantısı kalmamıştır. Ayşe ilk evlatlık verildiği aileden sonra bir kaç ev değiştirmiş, başka ailelere verilmiş, bazen de satılmıştır. Onu gerçekten seven bir ailesi hiç olmamıştır. Bu kadar ev-yer değiştirdiği için hayatının hiç bir döneminde çok yakın bir arkadaşı olamamıştır, hiç sevgilisi de olmamıştır. Son yıllarda yaşadığı ev/aile de dolandırıcılıkla geçinmektedir. Ayşegül bir gün her şeyi bırakıp kaçmış, sokaklara düşmüştür. Büyük korkular yaşamış, sonunda bir kadına sığınmış ve onun evinde yaşamaya başlamıştır. Bu son 5-6 ay içinde olan bir olaydır. Kadın bir gece kulübünde konsomatris olarak çalışmaktadır. Ayşegül de çaresizlikten orada çalışmaya başlamıştır. Hep bir aile özlemi çekmiştir. Arkadaş özlemi, kendisini seven ve hiç bırakmayacak bir sevgili özlemi. Gece kulübünde çalışmaya başladıktan sonra bu umutları da suya düşmüştür. Hayatında/geleceğinde yalnızlıktan mutsuzluktan başka bir şey görmemektedir artık. İnsanlara/erkeklere başlarda güvensizdir. Zaman içinde kendisini gerçekten seven, bırakmayacak insanları tanıdıkça (Ali-İlkay ve ailesi) onlara sımsıkı bağlanacak, onlar için her şeyden vazgeçecek kadar sevecek ve onları ailesi bilecektir. Yalnızlık çekmesine rağmen (yaşadıkları gereği de) insanlarla çabuk ilişki kurabilen biridir. Düşündüklerini, olumsuz da olsa herkesin yüzüne karşı açıkça söylemekten çekinmez. Çok duygusaldır. Çocukları deli gibi sever. Gece kulübünde çalışırken bir yetimhanede bakıcı annelik de yapmaktadır. Ama kimliğini gizlemektedir orada. Çocuklarla geçirdiği zaman onu hayata bağlayan, mutlu, huzurlu yapan tek zamandır. Kötülüklerle dolu bir dünyada bu yetimhane ve çocuklar onun tek kalesidir. Oğuz’a aşık olsa da kendisine itiraf edemez. Ayşegül yaşadığı geçmiş yüzünden, ona aşık Oğuz’u kendisinden uzak tutmaya çalışır.
Oğuz
Metehan Şahiner
28 yaşında, yakışıklı, avukat. Bürokraside üst kademelerde yer alagelmiş bir ailenin çok iyi eğitim almış tek oğludur. İşinde çok başarılıdır ve gelecek vaat etmektedir. Çalışkandır, ailesinin geleneklerine, saygınlığına bağlıdır, mesleğindeki başarısının ve aldığı davaların biraz da babasının ilişkilerinden kaynaklandığının farkındadır. Saygılı, ağırbaşlı, naziktir. Zengin ve kariyer sahibi olmasına rağmen insanlara yüksekten bakan, burnu büyük biri değildir, alçakgönüllü, halden anlayan, her türden insanla çabuk ilişki kurabilen sıcak bir tarafı vardır. Mesleğine sadece para kazanılacak bir iş gözüyle bakmamaktadır, duygusaldır, adalet duygusu yüksektir. Suçlu olduğunu, kötü olduğunu bildiği birinin davasını almaz. Çok para vaat edilse de bu tür işleri reddeder. Onurludur, inatçıdır, kolay kolay pes etmez. Sözün yetmediği yerde zor kullanmayı da bilir, bileğine güvenir. Ayşe ile düşmanlık biçiminde başlayan ilişkileri kısa zamanda Oğuz’da vazgeçemeyeceği büyük bir aşka dönüşür.
Fuat
Önder Atakanlı
28 yaşlarında, Oğuz’un anne tarafından uzaktan akrabası. Oğuz’la aynı iş merkezinde bürosu vardır ve ufak tefek ithalat-ihracat, aracılık işleriyle uğraşmaktadır. Parayı sever, çok hırslıdır ama becerileri yeterli olmadığı için çok kazanamaz. Gözü hep daha yükseklerdedir, içten içe Oğuz’u kıskanır ama hiç belli etmez. Çapkın, hovardadır, gezip tozmayı, eğlenmeyi çok sever, gece hayatı da vardır. Oğuz’a dürüst görünmeye çalışır ama her türlü hile-hurda işlerine, kolay yoldan para kazanmaya eğilimlidir. Aşık olmayı, evliliği, yuva kurmayı, çoluk çocuk sahibi olmayı aptallık olarak görür. Kötücül, amacına ulaşmak için her yolu mübah gören Fuat, başlangıçta Ayşe’yi aşağılayacak, ileride Oğuz’un babasının isteğiyle ayrılmalarında rol oynayacak ama sezon sonuna doğru Ayşe’ye aşık olacaktır.
Buse
Nihan Taşyürek
25 yaşlarında bir kızdır. Şehmuz’la Nilüfer’in kızıdır. Ama bunu (Şehmuz da dahil) Nilüfer’den başka kimse bilmemektedir. İlk gençliğinde annesine Abbas’ın tecavüz ettiği anlara şahit olmuş, annesinin perişanlığını, babasının bu olaylar nedeniyle intiharını en acı biçimde yaşamıştır. Öldü sanılan Abbas eline düşünce onu bırakmamış, önce evine hapsetmiştir. Öldürmenin Abbas’ın kurtuluşu olacağını düşünerek yaşadığı evin alt katındaki mahzeni zindan haline getirmiş, Abbas’ı orada ömür boyu hapse mahkum etmiştir. Annesi Nilüfer ayrı bir evde yaşamaktadır. Hem Nilüfer’in gizledikleri (Şehmuz’la ilişkisi) hem de Buse’nin gizledikleri (Abbas) açısından bu her ikisinin de işine gelmiştir. Yaşadıkları nedeniyle erkeklerden korkar, nefret eder, bütün erkeklerin kendisine zarar vereceğini düşünür. Hiç sevgilisi olmamıştır. Beş, on işe girmiş ama psikolojik sorunları yüzünden hiç birinde tutunamamıştır. Annesinin desteğiyle hayatını sürdürmektedir. 13 yıl boyunca birini herkesten gizli zindanda tutacak kadar ruhu zedelenmiştir. Aşırı şüpheci, paranoyak, insanlardan kaçan, içine kapanık, bir sürü korkuları olan bir kızdır. Dertleşeceği hiç yakın arkadaşı yoktur. Neye kızarsa kızsın acısını gelip Abbas’tan çıkarır, ona bağırır çağırır. Ama üzüldüğünde de ona ağlar, derdini döker. Çok hızlı duygu değişimleri olabilir, ağlarken aniden kızmaya bağırıp çağırmaya başlayabilir. Abbas’a hiç güvenmez, fırsatını bulsa kendini boğazlayacağını bilir, çok temkinlidir ona karşı. Bazen ondan nasihat alacağı durumlar olabilir ama güvensizliği hep vardır. Can düşmanı Abbas, aynı zamanda onun can yoldaşıdır da. Kendi psikolojik sorunlarının farkında değildir, bunlarla yüzleşmek istemez. Volkan görür görmez Buse’ye aşık olur. Ama Buse ilk başta kaçar, dengesizlikleriyle Volkan’ı iyice korkuttuktan sonra bu sefer kendisi Volkan’a aşık olur ve onu elde etmeye çalışır.